« Önceki |

2.8.2009

KıRKYaMa SeVDa



                           KıRKYaMa SeVDa

 


Mutluluk ahengine boyanır ruhum
Eteklerime takılır hüzün
Silinir rengim,
Siyaha çalar umut…

Dikiş tutmuyor artık
Solgun, kırkyama sevda
Acıya sürgün verir bir selvi
Nadasa bırakılmış, sönük toprağımda
Yanık umutlar büyütürüm.

Kadim dostum yalnızlık
Usulca sokul koynuma
Yüreğim ezelden ahraz
Tut avuçlarında serçe bakışlı yüreğimi
Yağmurumda ıslanırsın, sırılsıklam

Yastayım…
Dul kalmış bir şehrin yetim kızıyım
Sokak lambasıyla şiir düşer kalemime.
Gece karanlığına sergi, buz tutmuş yüreğime
Çakılır sokak sokak kaldırım taşları

Şimdi…
Sussun zaman ve kan tutan iniltisi
Karanlık… vedanın habercisi
Ey Şems! doğ gecemin yamacından
Haydi eritebildiğin kadar erit beni.

Devrim Tülay Aydın
31.07.2009

2.8.2009

GüNaYDıN HüZüN



                             GüNaYDıN HüZüN

 


En alaz deminde gece
Bilmece rüyada hece hece
Pupa yelken seyir halim
Ummanın koynunda
Işıksız oyunda gözler

Hüzünlü martı fısıltısı
Aşk-ı nağme bulaşmış dudağından
Derinden,
Elleri saçlarımın içinde güneşin
Ak sarıya bulaşıyor
Guaja boyalı bedenim
Duayla gökkuşağına sarılmış ya
Deniz maviye buluyor renkleri
Kıskanç bir hamle..
Her şey alabora

Gusül ediyor ham yüzüme dalgalar
Güveze çalıyor sabahın çehresi
Dünde bıraktığım hüzün… Merhaba

Devrim Tülay Aydın
26.07.2009

2.8.2009

YoL

                       

YoL

 


Doldur saki şarabı lem yezelden
Büyüktür sahra, kumullar kavruk
Aşılmaz bu akılla, böylesi yangın
Vaha uzak, serap yitik.

Hâk’kın dolusunu kanmadan içenler buyursun
Can da kurulu aşıklar meyhanesi

Devrim Tülay Aydın
23.07.2009
 

2.8.2009

aLTı üSTü ŞiiR iŞTe



aLTı üSTü ŞiiR iŞTe

 


Yazmak istiyorum yine seni
Elime ne geçerse, yazmak üzerine
Ve anlatmak istiyorum herkese
Aklıma açılan tüm kapıları zincirleyip
Yol vermek yüreğime..delice..senle.


Farid Farjad dokunuyor kemanın teline
Keman coştukça, ben akıyorum sana
Kalem elimde can çekişmekte.


Çarpıyor asi rüzgar gibi sensizlik
Tutuluyor her yanım
Çılgın anlara sıkışıyor hırçın duygular
Yarım yamalak bir akılla, kalıyorum orta yerde.


Bir figan kopuyor içimde
Susmuyor, susturamıyorum
Farid ve yüreğim düette.
Sensizliğe yazılıyor
Paramparça ezgiler.


Al beni desem, al sana götür
Yıllar öncesine giden yolları bilirmisin?
Ya da sil baştan bir mucize tanır mı düşlerin?


Bak! yine yazdım işte
En uygunsuz vakitte
Kızgınken kendime, kalemime, herşeye...
Elde kalan yine hüzün
Altı üstü şiir işte.


Devrim Tülay Aydın
16.07.2009
 

2.8.2009

aDı YoK



aDı YoK

 


Sebebim...
Kurak yanlızlığım
Kör çatlaktan sızan ah/ım

Sıcak...
Kara / sarı bir hal

Nasıl da arzuluyor kulaklarım
Dalga sesine vokal yapan martıları

Tenimde cehennem kol gezmekte
An bu an olmalı...

*
Deniz ve sahra buluşması.


Devrim Tülay Aydın
13.07.2009
 

2.8.2009

DüĞüN


DüĞüN

 


kalın bir tel
saçına ördüğün
gümüş kaplı tül
altı kördüğüm
kar beyaz tablo
tek gün gördüğün
yarın için erken
bugün/dü düğün

Devrim Tülay Aydın
11.07.2009


2.8.2009

BiR YaSTıKTa aŞK



BiR YaSTıKTa aŞK

 


Mevsim kış, bugün güneş altın sarısı saçlarını nasılda savuruyordu yeryüzüne. Camın önüne oturmuş bu muhteşem doğuma tanıklık ediyordu Fatma. Hayat serüveninin son mevsimini yaşarken sevdiğiyle...

Karşısında altmışbeş yıldır aşkla baktığı gözler, yarı açık, hasta yatağında onu seyrediyordu.

-Yıllar seninle nasılda çabuk geçti

dedi Fatma, vedanın yakınlığını bilmenin acısıyla.

Artık birlikteliklerinin vazgeçilmezi yürüyüşler yoktu, en büyük zevklerinden biriydi, her akşam ve sabah el ele atılan ağır adımlar. Damat gibi süslenirdi yürüyüş öncesi Ensar, sevgilisinin elinden tutup yürürken bilindik sokaklarda, bilindik insanların hayran bakışları arasında. Dünyada sadece o ve Fatma varmış gibi hisseder, mutlu olurdu yüreği.

Tek bir özlem yaşadılar, onlara bahşedilen muhteşem yılların arasında. Hiç anne-baba olamadılar, oysa nasıl da mutlu olurdu bir çocuk bu aşk yuvasında. Olmadı... vardı ya her faninin bir derdi, onların payına düşende bu idi. İki kişilik hayatlarına gölge düşüremedi hiçbir şey, onlar her halûkârda mutluydu ve her sabah birlikte uyanmanın şükrünü eda ediyorlardı bıkmadan usanmadan.

Bunları düşünürken Fatma, cama yansıyan renklerin ışığında, Ensar'ın zar zor çıkan sesiyle geldi kendine

-Fatmam bugün de birlikteyiz, sabah oldu değil mi?

-Evet

dedi Fatma pil takılı kalbinin yorgun teklemeleri arasında.

-Evet sevdiğim...sensiz hiç doğmasın güneş benim üzerime.

Tüm gün geçmişi yad ettiler birlikte. Zaman aşklarının rüzgarıyla nasılda akmıştı su gibi ellerinden. Teşekkürler yağdı birbirlerine, verilen her mutlu an adına gülen gözleriyle. Akşam olmuştu yine hiç anlamadan, gökyüzünü hüzün kaplamıştı. Gün veda ederken, gözyaşlarını döküyordu ani çıkan siyahi bulutlar.

-Yemek hazır bitanem, sevdiğin çorbayı yaptım

dedi Fatma.

Ensar kısık gözlerin arasından bakıyordu sevgilisine fakat hiç tepki vermiyordu. Uzun uzun baktı sadece -Hoşça kal- dercesine.

Ve çok geçmedi aradan yaşlı kalbi son tik tak la durdu, vakti dolan saat gibi. Fatma suskun ve Ensar'dan sonra tek kelime çıkmadı dudaklarından. Ensar'ın cenazesi için gelen araç Fatma'yı da aynı hastanenin yoğun bakım ünitesine taşımıştı.

Ertesi gün güneş yine cılız haliyle merhaba dedi fakat ne Ensar vardı artık ne de Fatma duyabildi sesini. Fatma son bir dilekte bulunmuştu saatler önce

'Sensiz hiç güneş doğmasın benim üzerime'

Akrep ve yelkovan Ensar'ın gidiş saatini vururken Fatma da çıktı yola, birlikte başlayan yolu birlikte tamamlamak adına.

Ertesi sabah güneş burukda olsa doğdu yine, topraklarına ekilen sarı güller üzerine.

Devrim Tülay Aydın
12.07.2009


"-Bu zamanda aşk yaşayan var mı?
Diyenlere bir örnekti onlar ve gıpta ile izlerdim, bitmesini istemediğim bir film gibi. Ne yazık ki geçen kış kaybettik Fatma teyze ve Ensar amcayı. Kişiler ve hikaye gerçektir, sadece bir kaç kurguyla harmanlayıp kaleme aldım.
Büyük aşka ithafen.
Ruhunuz şad olsun... "


2.8.2009

HiÇ / HeRŞeY



HiÇ / HeRŞeY

 


Ateşle oynuyor eller
Kor kırmızı…
Can oluyor tutuldukça ve tutuştukça
Sahra nın rüzgarın da değişim yaşıyor kumullar
Alevden saçılan kıvılcım nasip
Ateşi besliyor aşk
O, ben, aşk ve ateş.

Devrim Tülay Aydın
09.07.2009

8.7.2009

ÖZGüR DüŞLeR



ÖZGüR DüŞLeR

 


Düşlerimiz var kimi zaman pupa yelken / mavi, kimi zaman eflatun / turuncu, günbatımın da aşka açılan pencere...

Çoğu kez kendimizden bile sakladığımız sır. Açıkta kalmasın diye örteriz üzerini suçlu bir telaşla çarçabuk. Nasıl da masum tebessümler belirir oysa, al al olmuş yanakların çukurunda bir tutam gamze.

Nedir bizi bu denli sınırlara zorlayan? Geçen ömrün nasırlı ayaklarına takılan pranga neden? Hangi mevsime ötelenir, dallarından mutluluk sarkan düş ağacı?

Dün e demir atmak alışkanlık mı acaba? Seçip içinden elem yüklü halleri, harmanlamak yeniden ve tüketmek umudun mavi rengini… ya da arayış dün de kalan asude takvimleri, yarına faydası varmış gibi.

Her şey sevmekle başlar ve istemekle atılır başarıya ilk adım. Sarılalım düşlerimizin yakasına…

Her düş bir balon olsun ve salalım gökyüzüne korkusuzca, rengarenk. Elimizde kalan ipin diğer ucuna bağlayalım kendimizi, bırakalım boşluğa, meleklerin kanadına takılalım.

Evren açmış kucağını bizi bekliyor, şimdi vuslat zamanı. Açalım duvağını düşlerimizin ve konduralım alnına mutluluk busesini.
Özgürdür düşler, sakın mahkum etmeyin…

&

-Ben düş hırsızımı yakaladım, şimdi sıra sizde…-


Devrim Tülay Aydın
08.07.2009
 

8.7.2009

GeCeNiN SeSi



GeCeNiN SeSi

 


Tekliyor yaşlı saat, elinde baston
Vuruyor üzerine, kara serginin
Gecenin saçlarına aklar serpiyorum tane tane
Yad ederken senli kar beyaz anıları.


Avuçlarımda biriktirdim özlemi, dolu dizgin
Çoğaldıkça taşsın istedim parmak uçlarımdan
Kaldırmıyor gönlüm yükünü sensizliğin, sessizliğin.


Peri gibi süzülüyor mehtap, en güzel haliyle
Tat vermiyor hiçbir şey, gözlerim yarım ela…
Uzanıyorum denize boylu boyunca
Taşlar oturmuş içime, vurgun yiyor bedenim.


Sevmiyorum geceleri, saklanıyorum köşe bucak
Yıldız saçan gözlerinden yoksun, zindan oluyor
Karanlık hercai, çöktükçe çöküyor


Vahşi bir yağmur bulutu gibi sarılıyorum geceye
Ah! Bir boşalsa gözlerime biriken sağnak
Seller bassa aramızda sıkışan gurbeti
Aksam hayatından içeri, sessizce, sonsuza dek.


Devrim Tülay Aydın
06.07.2009